Ünite-3 Ya İstiklal Ya Ölüm Kurtuluş Savaşı- Savaş Dönemi ders notları

Ünite-3 Ya İstiklal Ya Ölüm Kurtuluş Savaşı- Savaş Dönemi hakkında bilgi hakkında bilgi açıklama yazı nedir ne zaman nasıl nedeni nasıl neden niçin sebebi sonuçları alınan kararlar nedir nelerdir hangileridirders notları özeti  ödev yardım.

 

KURTULUŞ SAVAŞI- SAVAŞ DÖNEMİ:
Kurtuluş Savaşımız sırasında, Doğu Cephesinde Ermeniler, Güney Cephesinde Fransızlar ve Batı Cephesinde Yunanlılar ile savaşıldı

DOĞU CEPHESİ (Gümrü Antlaşması):
Osmanlı Devleti’ni parçalamak isteyen devletler, kendilerine çıkar sağlamak için Osmanlı, ülkesinde yaşayan Müslüman olmayanların haklarını savunma rolü oynamışlardır.
Ermeniler’i de bu politikalarına alet ettiler. Ermeniler, önce Rusya’nın, sonra da İngiltere’nin desteği ile, Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurmak için harekete geçtiler. Pek çok katliam yaptılar. Ruslarla savaşan Türk ordusunu arkadan vurdular. Bunun üzerine, savaş bölgesinde yaşayan insanların can ve mal güvenliğini sağlamak için TBMM, Tehcir (göç) yasasını çıkardı. Bu yasayla Ermeniler, Suriye’ye göç ettirildiler (1915). I. Dünya Savaşından sonra Kafkasya’nın güneyinde bir Ermenistan Devleti kuruldu. İtilâf Devletleri, Doğu Anadolu’yu Ermenilere vermeyi planladılar. Bundan cesaret alan Ermeniler, 1920 Haziranında Türkiye’ye karşı saldırıya geçtiler. Fakat Doğu Cephesi Komutan’ı Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki Türk kuvvetlerine yenildiler ve G ü m r ü Antlaşmasını yapmak zorunda kaldılar (3 Aralık 1920).
 Bunun sonunda:
1.    Ermeniler işgal ettikleri yerleri boşalttılar. Kars ve çevresi Türkiye’ye bırakıldı. Ermeni sorunu çözülmüş oldu.
2.    Doğudaki Türk kuvvetleri, Batı ve Güney Cephelerine kaydırılarak buralar güçlendirildi.
Önemi:
*** Gümrü Antlaşması, TBMM’nin uluslar arası alanda kazandığı ilk siyasi ve askeri başarıdır. Bundan sonra Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti kurma ümidi ortadan kalkmıştır. Ermeniler Sevr Antlaşmasından doğan haklarından vazgeçtiler.
– İlk kez Gümrü antlaşmasıyla belirlenen doğu sınırımız , Moskova ve Kars antlaşmalarıyla son şeklini almıştır.

GÜNEY CEPHESİ (Ankara Antlaşması):
 Bu Cephede Fransızlar, Ermenilerle işbirliği ederek yöre halkına büyük işkenceler yaptılar. Bunun üzerine halk direnişe geçti. Sivas Kongresinde güneydeki Kuva-yi Milliye direnişinin örgütlenmesine karar verildi. Temsil Kurulu tarafından buraya subaylar gönderildi. Batı Cephesinden farklı olarak, Güney Cephesinde halkın tamamı bu subaylarla kaynaşarak topyekûn bir savaş başlatıldı. Kuva-yi Milliye ve halk savaşı kazandı.
– Düşmana karşı gösterdiği dirençten ve başarıdan dolayı Maraş’a “Kahraman”, Urfa’ya “Şanlı”, Antep’e de “Gazi” unvanları verildi.
– Fransızlar Sakarya Savaşının kazanılması üzerine Ankara Antlaşmasını imzalayarak (20 Ekim 1921) yurdumuzu terk etmek zorunda kaldılar.
– bu antlaşma ile: 1- Hatay dışında kalan bugünkü Suriye sınırımız çizildi. Hatay’da özel bir yönetim kuruldu.   
2-Afganistan ve Sovyetler Birliğinden sonra Fransa da, yeni Türk Devletini tanımış oldu.
NOT: İtilâf devletleri içinde yeni Türk devletini ilk tanıyan devlet Fransa’dır.

BATI CEPHESİ : 
Bu cephede İngiliz ve Fransızların desteklediği Yunan ordusu ile savaşılmıştır. Ve Kurtuluş Savaşımızın en ağır ve kaderimizi belirleyen savaşları bu cephede yapıldı.
I. İnönü Savaşı (6-10 Ocak 1921) : 
Nedeni:1. İtilâf Devletleri desteğinde, Sevr antlaşmasını Türklere kabul ettirmek.
2.TBMM ordularını yok edip Ankara’ya kadar olan Türk topraklarını ele geçirmek ve TBMM’ni kapatmak.
3. Demiryollarının   kavşak   noktası   olan Eskişehir’i ele geçirmek.
– Yapılan savaş sonunda Yunan ordusu yenilgiye uğratıldı.
Sonucu:
1- Düzenli ordunun ilk askeri  zaferdir.
2- TBMM Hükümetinin moral ve otoritesinin artmasını sağladı. Türk Milletinin azmini ve kurtuluş umudunu güçlendirdi.
3- İtilâf Devletleri arasında bazı anlaşmazlıklara yol açtı ve Londra Konferansının toplanmasına sebep oldu.
4- Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması imzalandı.(16 Mart 1921)
5- Afganistan ile dostluk antlaşması imzalandı.
6- İsmet Paşa Albaylıktan generalliğe terfi etti.
7- Çerkez Ethem isyanı bu zaferden sonra bastırıldı.
8- 20 Ocak 1921’de ilk anayasa ( Teşkilat-ı Esasiye) ilan edildi.
9- 12 Mart 1921’de İstiklal Marşımız kabul edildi. ( Milli bilinci ve bağımsızlık coşkusunu pekiştirmek için hazırlandı.)
** İstiklal Marşının yazarı Mehmet Akif Ersoy, bestecisi Zeki Üngör’dür.

Londra Konferansı (21 Şubat – 12 Mart 1921): İtilaf Devletleri, TBMM’nin başarılarından endişelendiler ve Sevr Antlaşmasını biraz değiştirerek TBMM’ne kabul ettirmeyi düşündüler. Bu amaçla, İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan Londra Konferansını topladılar.
– Bu konferansa İstanbul Hükümeti yanında TBMM Hükümeti direk çağrılmadı. TBMM bunu kabul etmeyince İtalya aracılığı ile TBMM Hükümeti de resmen davet edildi.  İstanbul Hükümetini Tevfik Paşa, TBMM Hükümetini de Bekir Sami Bey temsil ediyordu. Tevfik Paşa söz hakkını Bekir Sami Bey’e bıraktı. Bekir Sami Bey de Misak-ı Millî ile tespit edilmiş olan haklarımızı belirtti.
Konferans anlaşma sağlanamadan dağıldı.   
– TBMM zaten, bu konferansa Misak-ı Milli’nin kabul edileceğini beklemiyordu. Sırf bu vesileyle Misak-ı Milli’yi dünya kamu oyuna duyurmak ve İtilâf Devletlerinin “Türkler barış görüşmelerine yanaşmıyorlar, savaşı uzatıyorlar.” gibi bir propagandaya girişmelerine imkân vermemek için konferansa katılmıştı.
-*** Bu konferansla, Türkiye Büyük Millet Meclisi, İtilâf Devletleri tarafından resmen tanınmış oluyordu.

Moskova Antlaşması(16 Mart 1921):Rusya’da 1917 Bolşevik ihtilâli ile Çarlık rejimi yıkılmış ve Rusya I. Dünya Savaşından çekilmişti. Bunun üzerine Batılı devletler Rusya’ya karşı cephe aldılar.
Rusya da, Batılı devletlerin Anadolu’yu ele geçirme çabalarından endişe duymaya başladı. Çünkü Anadolu’nun işgali, Rusya’nın güney sınırlarını da tehlikeye sokardı. Bu yüzden Rusya, TBMM ile yakınlaşmaya başladı, önce Misak-ı Milli’yi tanıdı.
I. İnönü Zaferinden sonra Türk Milleti’nin gücünün daha da artması üzerine Moskova Antlaşması imzalandı.
Buna göre:
1. Doğu sınırımız çizildi.       
2. İki devlet arasında karşılıklı yardımlaşma kabul edildi.
3. Birinin tanımadığı devletler arası anlaşmayı diğeri de tanımayacaktı. (Rusya Sevr’i ret etmiş oldu.)
–  Afganistan’dan sonra Rusya da yeni Türk Devletini tanıdı.
– Doğu sınırımız güvenlik altına alındı. Buradaki Türk kuvvetleri diğer cephelere kaydırılarak bu cepheler güçlendirildi.


II. İnönü Savaşı (26 Mart-1 Nisan 1921):

Londra Konferansında yeni Türk Devletine isteklerini kabul ettiremeyen itilâf Devletleri Yunanistan’ı yeniden saldırıya geçirttiler. Amaç yine I. İnönü Savaşındakinin aynısı idi. Sonuç da aynı oldu. Yunanlılar yenildi. Bu başarı TBMM Hükümetinin otoritesini artırdı. Halkın orduya olan güvenini pekiştirdi. İtalya bu zaferden sonra Antalya ve Muğla’dan çekilmeye başladılar.
-Mustafa Kemal, ismet Paşa’ya “Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz.” sözünü bu zafer üzerine söylemiştir.

Kütahya – Eskişehir Savaşları (10-24 Temmuz 1921):
-Üst üste yenilgiye uğrayan Yunanlılar büyük bir hazırlık yaparak şiddetli bir saldırıya geçtiler. Afyon, Kütahya, Eskişehir Yunanlıların eline geçti.
Türk ordusu daha elverişli şartlarda savaşmak üzere Mustafa Kemal’in emriyle Sakarya’nın doğusuna çekildi. Ordumuzun fazla kayıp vermesi önlendi. Araç – gereç sağlandı. Yunan kuvvetleri, Anadolu içine çekilerek mevzilerinden uzaklaştırılmış oldu.
–  Ancak, önceki başarıların yarattığı iyimserlik   kayboldu.   Hükümet   merkezinin Kayseri’ye taşınması bile gündeme geldi. Fakat TBMM kabul etmedi.
M. Kemal’e Baş Komutanlığın Verilmesi (5 Ağustos 1921):
– Kütahya- Eskişehir Savaşları sonunda ordu geri çekilince Meclis içinde bir grup M. Kemal’in ordunun başına geçmesini istedi. M. Kemal orunun başına geçeceğini ancak Meclisin tüm yetkilerinin kendine bir süre için verilmesini istedi. Uzun tartışmalar sonunda M. Kemal meclisin tüm yetkilerini üç aylığına alarak  alarak baş komutan oldu. Ve Tekalif-i Milliye emirlerini hazırladı.
Tekalif-i Milliye Emirleri (8 Ağustos 1921):
Tekalif-i Milliye ulusal yükümlülük anlamına gelir. Sakarya Savaşı öncesi hazırlanıp yayınlanmıştır. Buna göre:
1- Her ilçede Tekalif-i Milliye komisyonları kurulacak.
2- 40 yaşına kadar olan herkes askere alınacak    
3- halkın ve esnafın elinde olan giyim eşyası, hayvan ve yiyeceğin %40’ı parası sonra ödenmek şartı ile alınacak            
4- Her aile bir askeri giydirecek iç çamaşırı, çorap ve ayakkabı hazırlayıp verecek.
5- Akaryakıt, haberleşme araçları, kamyon lastiklerinin %40’ı devlete verilecek.
6- Halkın elindeki silah ve cephane orduya teslim edilecek
7- Ülkede tüm zanaatkarlar (demirci, dökümcü, marangoz vb.) ordunun emrine alınacak.

Sakarya Savaşı(23 Ağustos-12 Eylül 1921):
–  Yunanlılar Türk ordusunu hazırlıksız yakalamak için 23 Ağustos 1921 de şiddetli bir saldırıya geçti.
–  Mustafa Kemal askerlerine “Hattı müdafaa yoktur. Sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla ıslanmadıkça bırakılamaz.” emrini verdi. Savaş 22 gün ve gece sürdü. Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı ismet Paşa yönetimindeki Türk ordusu büyük bir zafer kazandı.
Sonuçları:
– Türk Milletinin bağımsızlık azmi daha da güçlendi.
– Türklerin, 1683 II. Viyana kuşatmasından beri devam eden geri çekilişi durdu.
– Mustafa   Kemal’e   “Gazilik”   unvanı   ve “Mareşallik” rütbesi verildi.
– Yunanistan taarruzdan savunmaya geçti.
– İtilâf Devletleri, Yunanistan’dan uzaklaşmaya başladı.
– Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması imzalandı.(13 Ekim 1921)
– Fransızlarla Ankara Antlaşması imzalandı.(20 Ekim 1921)
– İtalya yurdumuzu terk etti.
Kars Antlaşması (13 Ekim 1921):
TBMM Hükümeti ile, Sovyetler Birliği arasında daha önce imzalanan Moskova Antlaşmasının, Sovyetler Birliğine bağlı Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan tarafından da imzalanmış olmasından ibarettir. Doğu sınırımız kesin şeklini almıştır.

Büyük Taarruz Ve Başkumandanlık Meydan Muharebesi (26-30 Ağustos 1922):
–  Sakarya’da yenilen Yunanlılar, işgal ettikleri yerleri ellerinde tutabilmek için savunmaya geçtiler.
– Türk ordusu yaklaşık bir yıllık hazırlıktan sonra düşmanı Anadolu’dan söküp atmak için, 26 Ağustos 1922 de taarruza geçti. Devletin bütün imkânları ile donatılan Türk ordusu, Yunan kuvvetlerini kuşattı. 30 Ağustos günü, muharebeyi doğrudan Başkumandan Mustafa Kemal yönetti. Dumlupınar’da Yunan kuvvetleri yok edildi. Kesin zafer kazanıldı.
–  Mustafa Kemal’in “Ordular! ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emriyle Yunanlılar takip edildi. Yunan Başkumandanı Trikopis esir alındı. Türk kuvvetleri 9 Eylül 1922 de İzmir’e girdi.
Bu zafer, Anadolu’nun sonsuza kadar Türk vatanı kalacağını dünyaya ispat etti.

Mudanya Ateşkes Antlaşması (11 Ekim 1922): 
Batı Anadolu’nun, Yunanlılardan temizlenmesinden sonra Türk kuvvetleri Boğazlar ve İstanbul’a yürüdü, İngiltere, Boğazlar ve İstanbul’u savunmak istediyse de, Fransa ve İtalya’dan gerekli desteği göremedi. Sovyetler Birliği de Türkleri destekleyeceğini açıklayınca, ateşkes görüşmelerini kabul etmek zorunda kaldı.
Türkiye, İngiltere, Fransa ve İtalya arasında Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı.
Buna göre:
1.    Doğu Trakya (Edirne dahil), Meriç Irmağının sol sahiline kadar Yunan ordusu tarafından boşaltılacak ve TBMM Hükümetine teslim edilecek. Türkler barış imzalanana kadar Doğu Trakya’da sekiz bin jandarma bulunduracak.
2. Boğazlar ve İstanbul TBMM Hükümeti yönetimine bırakılacak.
3. İtilâf Devletlerinin kuvvetleri, barış imzalanıncaya kadar İstanbul’da kalacak.
Önemi:
– *** Boğazlar, İstanbul ve Doğu Trakya, savaş yapılmadan kurtarılmıştır..
– Mondros Ateşkes Antlaşması hükümsüz hale gelmiştir.
– İstanbul TBMM’ye bırakılması ile Osmanlı saltanatı hukuken sona erdi .( Resmen Saltanatın kalkması ile sona erecek.)
– Kurtuluş Savaşımızın Savaş dönemini bitiren antlaşmadır.

Lozan Barış Antlaşması(24 Temmuz 1923):
– Mudanya Ateşkes Antlaşmasından sonra barış esaslarını görüşmek üzere Lozan Konferansı toplandı (20 Kasım 1922). Konferansa İstanbul Hükümeti de çağrılınca M. Kemal ikiliği önlemek ve Lozan’a tek katılmak için Saltanatı Lozan Antlaşması öncesi kaldırdı.
– Konferansa Türkiye,  İngiltere,  Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya katıldı. Boğazlarla ilgili konular görüşülürken,     Sovyet   Rusya   ve Bulgaristan da hazır bulundular. Konferansta Türk devletini İsmet Paşa başkanlığında bir heyet temsil etti. Konferans üç önemli konuyu çözecekti.
1.   Türk – Yunan barışının esaslarını belirlemek.
2.   Osmanlı   Devletinin   yerine,   yeni  Türk Devletini ve onun haklarını tanımak.
3.   Osmanlı Devletinin yabancılara vermiş olduğu kapitülâsyonları kaldırmak.
– Konferans görüşmeleri çok çetin geçti.
– Borçlar meselesi,
–  Kapitülâsyonlar,
–  İstanbul’un itilâf Devletlerince boşaltılması,
–  Irak sınırımızın belirlenmesi, konularında anlaşmaya varılamadı. Konferans 4 Şubat 1923’te dağıldı.
Tekrar toplandığında Lozan Antlaşması imzalandı (24 Temmuz 1923).
Buna göre:
1. Trakya’da   Yunanistan   ile   olan   sınır, Mudanya Ateşkes Antlaşmasında belirlendiği gibi kaldı.
2.  Bozcaada ve Gökçeada Türkiye’ye verildi. Midilli, Sakız, Sisam Yunanlılara bırakıldı ve askersiz hale getirildi.
3. Türkiye’deki Rumlar ile Yunanistan’daki Türkler değiştirilecekler. Fakat “Batı Trakya Türkleri ile İstanbul Rumları bu değişimden ayrı tutulacak.” 1930 da çözümlendi.
4. Yunanistan harp tazminatı olarak Karaağaç’ı Türkiye’ye verdi.
5.  Kapitülâsyonlar kaldırıldı. (Ekonomik bağımsızlık sağlanmış oldu.)
6.   Barış zamanında askerî nitelik taşımayan gemiler ve uçaklar boğazlardan serbestçe geçebilecekti. Savaş anında, Türkiye savaşta yer alırsa boğazlar üzerinde istediği gibi davranacaktı. Boğazların her iki yakası askerden   arındırılacaktı.   Boğazlardan geçişleri, başkanlığını Türkiye’nin yapacağı, uluslararası bir “Boğazlar Komisyonu” düzenleyecekti.
7.  Suriye sınırı Ankara Antlaşmasıyla belirlenen şekliyle kaldı.
8. Doğu sınırımız Moskova ve Kars antlaşmalarıyla belirlenen şekliyle kaldı.
9. Bulgaristan’la sınırımız, Balkan Savaşları sonunda imzalanan İstanbul Antlaşmasıyla belirlenen şekliyle kaldı. Meriç Nehri sınır oldu.
10.  Düyun-u Umumiye idaresi sona erdi. Osmanlı borçları Türkiye ve Osmanlı egemenliğindeki uluslar arasında paylaşılarak ödenecekti.
11-Yabancı okulların, Türkiye’nin koyacağı kurallar çerçevesinde faaliyete devam etmesi kararlaştırıldı.
12- Ortodoks Patrikhanesi , İstanbul’da kalacak ancak siyasi faaliyette bulunmayacak.
Lozan’da Çözümlenemeyen (Yarım Kalan) Konular:
1-   Boğazlar sorunu ( Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile çözülecek)
2-   Musul Sorunu (İngiltere ile sonra görüşmek üzere bırakıldı. Ancak alınamadı)
3-   Hatay Sorunu ( Fransızlarla 1939’da imzalanan Ankara Antlaşması ile Türkiye’ye bağlandı.)
Önemi:Yeni Türk Devleti’ni bütün devletler tanımış oldular. Siyasî bağımsızlık yanında ekonomik bağımsızlık elde edildi. M. Kemal ülkeyi kalkındırmak ve geliştirmek için İnkılaplar dönemini başlatmasını sağladı.

 

Yorumunuz için teşekkürler