Simyacı Kitap Özeti Konusu Kahramanları Paulo COELHO

Simyacı kitabının kısa özetini, düşüncesini konusunu, karakterlerini, ana fikrini ve ayrıntılı kısa özetini sizin için derledik. Ayrıca Simyacı kitabının basım yılı ve yerini yazarı hakkında kısa bilgileri de sizin için bir araya getirdik…  Simyacı  ana karakterleri ,  Simyacı adlı kitabın kısa özeti,  Simyacı bilinmeyen kelimeler simyacı özeti ,simyacı özet kısa ,simyacı özeti kısaca ,simyacı özeti uzun, simyacı özeti paulo coelho

Kitap Hakkında Bilgiler

Simyacı kitabının Yazarı :  Paulo COELHO
Simyacı kitabının Yazıldığı tarih: 1988 yılında basılmıştır. Dünyanın dört bir yanında satılan ve okunan kitap Türkiye’de ise 1996 yılından beri basılmaktadır

Simyacı kitabının Türü :  Roman

Simyacı Sayfa sayısı: 184 

Simyacı kitabının KONUSU: İspanyadan kalkıp Mısır Piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının felsefi öyküsü. Sanki bir nasihatname; “yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğu nasıl kuracaksın?” sorularına yanıt aranan bir yaşam ve ahlak kılavuzu olarak yayınlanmıştır.

 

Simyacı Kısa özeti Paulo Coelho

Ailesi tarafından rahip olması istenen roman kahramanı Satiago rahip olamak istemez gezici birisi olamak ister ve ailesinin yanından ayrılır babasını ona verdiği parayla bir sürü alır yoluculuğuna başlar. Bir gece rüyasında Mısır piramitlerinde bir hazine bulacağını görür bu rüyayı bir falcı kadına anlatır fakat kendini tatmin edici bir cevap alamaz sürüsü ile yolculuğuna devam eder. Mısıra gitmek için tüm sürüsü satar fakat limana gittiğinde tüm parasını Arap bir çocuğa çaldıran kahramanımız. Tekrardan para kazanmak için Billuriyeci dükkanında çalışmaya başlar. Altı ayda tekrardan gerekli parayı kazanan kahramanımız bu arada simyacıyı bulmak isteyen bir adam ile de karşılaşır amacından vazgeçmeyen Santiago Piramitleri görür ve kendi hazinesini bulmuş olur ve romanın sonunda da bir süpriz bizi beklemeketedir.

 

Simyacı kitabının UZUN ÖZETİ: Romanın kahramanı Santiago’nun anne ve babası rahip olması için onu papaz okuluna göndermiştir. Santiago, okuldan arta kalan zamanlarında babasına ait koyun sürüsünü otlatmaya götürür, bu sayede dağ, taş, tepe demeden Endülüs’ü gezerdi. Onaltı yaşına geldiğinde rahip olmak istemediğini, okuldan ayrılmayı ve gezginci olmak istediğini babasına söyler. Bunun üzerine babası da, oğluna içinde üç adet altın İspanyol parası olan bir kese vererek oğluna “git, kendine bir sürü al ve en iyi şatonun bizim şatomuz ve en güzel kadınların bizim kadınlarımız olduğunu öğreninceye kadar dünyayı dolaş” der ve oğlunu kutsar.

Santiago’nun sırtında bir heybesi ve içinde de yatarken yastık olarak başının altına koyduğu bir kitabı ve yamçası vardı. Önce, babasının vermiş olduğu parayla bir koyun sürüsü alır ve yaşamının büyük düşünü gerçekleştirmeye başlar; artık geziyordur. Bazen “Papaz okuluna Tanrı’yı aramak için nasıl gidebilirdim?” diye düşünüp bunun kendisini sıktığını düşleyip tekrar kendi yazıgısı doğrultusunda bir başka yolculuğa çıkıyordu. Ancak dünya çok büyüktü, sonu gelmiyordu. Kısa bir süre de olsa koyunlarının kendisine yol göstermesine izin verse de sonunda bir yığın ilginç şeyler keşfederek tekrar onların peşinde sürüklenmekteydi. Her gün yeni bir yere gittikleri otlaklar değiştiği halde bazen mevsimlerin bile birbirine benzemediğini dahi anlamıyorlardı. Koyunların yiyecek ve sudan başka bir kaygıları yoktu. Dağ, taş, köy kasaba geçip akşam hava karardığında koyunları kurtlara karşı emniyete alacak müsait bir yer bulduklarında yatıyor ve sabah hava aydınlanıncada tekrar aynı şekilde gezmeye başlıyordu.

Ancak akşam yattığında uykusunda gördüğü rüyaların da etkisinde kalarak; gördüğü bir düşün gerçekleşme olasılığının yaşamını ilginçleştireceğini düşünüyor ve o şekilde hareket ediyordu. Romanın ana konusunu teşkil eden Mısır Piramitleri’ne gitmesi ve orada hazine bulacağı ona rüyasında söylenmişti. Romanın kahramanı, rüyasını gerçekleştirmek için önce bir falcı kadına rüyasını anlatır. Falcı kadın, kendisine tatmin edici bir cevap veremez, ancak bulacağı hazinenin onda birini kendisine vermesini ister. Bunun üzerine bir daha düşlere inanmamaya karar vererek oradan ayrılır ve yine koyunlarıyla dolaşmaya devam eder. Ancak daha sonra geldiği kasabada karşılaştığı ve kendisini Salem kralı olarak tanıtan yaşlı adamla konuşur, kendi amaçlarını anlatır. Yaşlı adam, hayatın gizemleri hakkındaki bilgiye karşılık Santiago’dan sürüsünün onda birini vermesini ister. Sarayına davet eder ve çobanı bir teste tabi tutar. Bir yemek kaşığının içine sıvı yağ koyarak kaşığı ağzında tutarak sarayını gezmesini ister. Bu testin amacı, “mutluluğun gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan” der. Çoban, mesajı almıştır. Yaşlı adam, Santiago’ya biri beyaz diğeri siyah olmak üzere iki adet gizemli taş verir ve siyah olanı “evet”, beyaz olanı “hayır” anlamını taşıyan bu taşları “zora düştüğün zamanlarda kullanırsın ancak kendi kararını kendin vermeye çalış” der.

Santiago, falcı kadından ve yaşlı adamdan aldığı işaretlerden sonra Mısır’a gitmek için önce koyun sürüsünü satar ve parasını cebine koyarak yola çıkar. Afrika’nın bir liman şehri olan Tanca’da kendisinin turizm danışmanı olduğunu söyleyen bir Arap çocuğu ile tanışır, Mısıra gidebilmek için sahranın geçilmesinin gerektiği bunun içinde deve almak üzere Arap çocuk ile beraber pazara giderler. Fakat Arap paralarla birlikte kaçarak Santiago’yu bu şehirde parasız pulsuz bırakır. Bunun üzerine Santiago para kazanmak için bir billuriyeci dükkanında çalışmaya başlar. Billuriyeci ile ilişkilerini geliştirdikçe ikisinin de hayallerinin benzer olduğunu farkeder. Ancak billuriyecinin yıllardır kutsal yolculuğa (hacca) gidişini gerçekleştiremediğini öğrenir ve hayallerine ulaşmak için daha değişik yöntemlerle para kazanmalarının gerektiğini anlatır. 6 ay kadar burada çalıştıktan sonra Santiago yeterli parayı kazanarak tekrar yola koyulur. Yolda bir İngiliz’le karşılaşır. İngiliz de aslında simyacıyı aramak için çölü geçmek istemektedir. Birlikte bir deve kervanıyla çölü geçmek üzere yola çıkarlar.

Santiago, çölden de daha birçok şey öğrenebileceğini düşünerek dikkatli gözlemler yapmaktadır. Fakat İngiliz arkadaşı ise elindeki kitapları okumakla meşguldür. Yolda karşılaştıkları güçlüklerde kendi kişisel menkıbelerini aramak üzere yola çıktıklarını söylüyorlardı. Kendi kişisel menkıbesini yaşayan kimse, “her şey bir ve tek şeydir” sonucuna varır ve neye ihtiyacı varsa onu elde edebileceğini bilirdi. Simyacı, evrendeki sonsuz yolculuğunda en büyük sorunun her şeyin bir ve tek olduğunu anlamak ve bu biricik şeyin kendi gerçek görevini yerine getirmesiyle her şeyin mümkün olacağını bilirdi.

Santiago, yüreğinin söylediklerini dikkatle dinleyerek çölde ilerlemesine devam etti.Karşılaştıkları güçlükler karşısında hep kendi kişisel menkıbesine güvendi ve sonunda kumullar tepesine ulaştı. Piramitler, bütün görkemiyle karşısında yükseliyordu. Dizüstü düşüp ağladı ve kişisel menkıbesine ulaşırken rastladığı insanlar için Tanrı’ya şükretti. Hazineye ulaşmak için kumulu bütün gece boyunca kazdı. Sabah gün doğarken doğruldu ve piramitlere baktı. “Gerçekte kendi kişisel menkıbesini yaşayan kimseye karşı hayat cömerttir” diye düşündü. Piramitlerin de ona gülümsediğini hissederek yüreği neşeyle dolu olarak o da piramitlere gülümsedi. Sonunda hazinesini bulmuştu.

Sonuç olarak; Romanın kahramanı Santiago babasının verdiği parayla aldığı koyun sürüsü ile birlikte geceyi geçirdiği eski, yıkık bir kilise bahçesindeki incir ağacı altındadır. Sabah uyandığında gerçekten bulunduğu yeri kazmış ve içi mücevher dolu bir sandık bularak rüyasında gördüğü ve Mısır’a piramitlere kadar gidip bulmayı arzuladığı hazineye kavuşmuştur.

 

Simyacı kitabının ANA FİKRİ : İnsanlar kendi kişisel menkıbelerinin doğroltusunda ilerlemeli ve hedefledikleri şeyleri gerçekleştirmek için önlerindeki engelleri azimle aşmalıdırlar.

 

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Santiago’ nun elindeki sürüsünü satarak parasını araba kaptırması onun herşeye çok kolay inanan saf bir insan olduğunun göstergesidir. Ayrıca Santiago her türlü zorloğa rağmen bunları aşmış ve hedefine ulaşmıştır.

Salem kralı ise Santiago’ ya elindeki kaşıkla sarayı dolaşmasını istemiş ve o ilk turda gözünü yağdan ayırmamıştır ama çevresindeki güzelliklerin hiç birini görememiştir. İkinci turda ise çevresine bakmaktan yağı damlatmıştır. Böylece kral Santiago’ ya ‘ Mutluluğun gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan. ’ diyerek güzel bir ders vermiştir.

 

KİTAP HAKKINDA SAHSİ FİKİRLER:

Kitap baştan başa çok akıcı bir şekilde yazılmış, ayrıca kitabın edebi yönü ağır olmadığı için herkesin okuyabileceği bir eserdir.

 

YAZAR HAKKINDA BİLGİ:  Poulo COELHO Rio de Janeiro’ da doğdu. Roman yazarlığına başlamadan önce, oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve sevilen bir şarkı sözü yazarıydı. COELHO, 1986 yılında Hiristiyanların, Batı Avrupa’ dan başlayıp ispanya’ da Santiago de Compostela kentinde sona eren geleneksel haç yolculuğunu yaptı; bu deneyimini 1987 yılında yayımladığı The Pilgrimage (hac) adlı kitabında anlattı. 1988 yılında yayımlanan ikinci kitabı Simyacı COELHO’yu en çok okunan çağdaş yazarlardan biri yaptı. Öteki kitapları ; Brida, Valkürler ve son yazdığı Piedra Irmağının Kıyısına Oturdum, Ağladım’ dır. Simyacı 42 ülkede yayımlandı 26 dile çevrildi. Bu kitap COELHO’yu Gabriel Garcia Marquez’ in arkasından en çok okunan Latin Amerikalı yazarlardan biri konumuna getirdi.

 

 

 

————————————————————-

Simyacı ,kitabı, kitap özeti, kitap ,özeti DETAYLI ,Kitabı ,Hakkında, Kısaca Bilgi,kısa, uzun, açıklamalı, özet, özeti, kahramanı, kahramanları, yazarı, hikayesi, anafikri, kanusu, ana konusu,     Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özetü,kitabı,  önermesi, özelliği, içeriği, türkçe, edebiyat, ödev, ödev,i, nedir, nasıl, niçin, ne, neden, nasıl, hangisi, kim, kimdir, kitabı ne hakkındandır, hakıında, ile, ilgili , bilgi, açıklama, yardım,

Yorumunuz için teşekkürler