Ş, ile başlayan deyim Örnekleri ve açıklamaları

Ş

Şafak atmak (birinde) : Birden, İçinde bulunduğu durumun güçlügü-n ü kavrayı p korkm ak

Şafak sökmek ; Sabaha karşı, gece karanlığı yok olup ortalık aydınlan­maya başlamak

Şaha kalkmak : -1. At huysuzları/p azgınlaşınca on ayaklarını yerden keserek arka ayaklar üzerinde kısa bir süre durmak. -2. Özgürlük uğruna ya da haksızlığa karşı yiğitçe başkaldırmak.

Şahadet getirmek: “Allah’tan başka tapacak olmadığına ve Muham­met’in onun kulu ve peygamberi olduğuna tanıklık ederim.” anlamın­daki “kelimeişahadef denen Arapça cümleyi söylemek.

Şahken şahbaz olmak: Çirkinliğinden ya da içinde bulunduğu kötü durumdan kurtulmak isterken daha kötü duruma düşmek.

Şahsiyata dökmek (bir işi) : Üzerinde durulması gereken asıl konu­dan ayrılıp kişilerin olumsuzluklarını sergilemek.

Şaka götürmemek : -1. Bir şakadan hoşlanmamak. -2. Bir iş savsakla­maya, dikkatsizliğe gelmemek.

Şaka iken kaka olmak: Yapılan şaka giderek ciddileşip kına hareket­lere dönüşmek

Şaka kaldırmak: Yapılan şakalara katlanmak.

Şaka maka derken; Sıkıntı duymadan, farkına varmadan.

Şakası yok (birinin) (bir durumun): -1, Bağışlamaz bir kişiliği olan, hatır gönül dinlemeyen kimse için söylenir. -2. önlem alınmazsa teh­likeli olacak bir iş için söylenir. Şakaya almak (bir şeyi) : Gerçek olarak söylenen sözü ya da yapılan

davranışı şaka olarak yorumlamak.

Şakaya gelmemek: -1. Şakaya katlanamamak. -2. Bir iş dikkat edil­mezse tehlikeli, olumsuz sonuç vermek.

Şamar oğlanı; Bütün can sıkıcı olayların nedeni sayılan, herkesin her

fırsatta suçlu görüp azarladığı (kimse).

Şanlı şöhretli: Gösterişli ve etkileyici. Şan olmak : Herkesçe duyulmak.

Şansa kalmak : Bir şeyin gerçekleşmesi için çok az umut olmak. Şans eseri: Şansın yardımıyla.

Şansı açık: Şansı yerinde olan, şanslı; bahtı açık, kısmeti açık, talihi açık.

Şansı dönmek : Şansı iyiyken kötüye ya da kötüyken iyiye gitmek.

Şansına küsmek : İşleri ters gittiği için karamsar olmak; bahtına küs­mek, talihine küsmek.

Şansı yaver gitmek: Şansı yardım etmek, şanslı olmak.

Şan vermek : Ün salmak

Şapa oturmak : Umduğunu bulamayıp güç duruma düşmek

Şapka çıkarmak (bir şeye): O şeyin üstünlüğünü kabul edip saygı duymak.

Şarj etmek : Anlamaya, kavramaya başlamak.

Şart koşmak (bir şey, şeyi) : Onu şart olarak öne sürmek.

Şart olsun: “Şöyle yapmazsam ya da şöyle değilse karım boş düş­sün” anlamında da yemin sözü.

Şart şurt tanımamak : Kendini hiçbir şarta bağlı saymamak.

Şeddeli eşek : Çok yeteneksiz ve kaba (kimse).

Şehit düşmek : Savaşta düşman tarafından vurulup ölmek.

Şeref sözü : bk. Namus sözü.

Şeref vermek (birine) (bir yere) : -1. Kendisiyle ovünülmeye hak ka­zandırmak. -2. Bir yere özel bir lütuf olarak gelmek, gitmek

Şeşi beş görmek : Yanlış görmek, görüşünde yanılmak.

Şeyhin kerameti kendinden menkul: Sözleriyle büyük işler yaptığını anlatarak saygınlık kazanmaya çalışan insanlara İnanıImadığını anla­tır.

Şeytana külahı (pabucu) ters giydirmek: Çok kurnaz ve becerikli ol­mak.

Şeytana uymak: Uygunsuz bir iş yapma isteğine kapılmak, kötü bir iş yapmak.

Şeytan diyor ki: “İçimden şu kötülüğü yapmak geçiyor.” anlamında. ‘Şeytan dürtmek: Durup dururken, birdenbire yersiz ya da kötü bir

şey yapmak.

Şeytan görsün yüzünü : “Artık onu sevmiyor ve onunla hiç karşılaş­mak istemiyorum.’ anlamında.

Şeytanın bacağını (ayağını) kırmak: Uzun süredir isteyip de yapama­dığını yapabilmek, dileğini gerçekleştirmek

Şeytanın kıç (art) bacağı (ayağı): Çok yaramaz, zeki, kurnaz (çocuk).

Şeytan kulağına kurşun : “Bu konuda, işte şimdiye değin hiçbir kötü­lükle karşılaşmadım, umarım şeytan bu durumu bilmez ve işimi boz­maz.* anlamında.

Şöyle bir : Üstünde durmaksızın, gelişigüzel, üstünkörü

Yorumunuz için teşekkürler