Çaylaklar arasında bir şahin

Çocuğunu dizinin dibinden ayırmak istemeyenler, “uzakta büyük adam olacağına, 
yanımda küçük adam olsun” diyenler için Mümin Sekman’ın “Limitsizsiniz” kitabında 
yer verdiği Hint Kadim hikáyelerden birini, bir şahinin kendi kanatlarıyla uçma 
serüvenini anlatacağım.

Her insan kendi kanatlarıyla uçma isteğiyle doğar ancak zamanla kafası “kafeslenerek” bu 
isteği unutturulur. Her çocuk, dozu farklı ölçeklerde de olsa kendi kanatlarıyla uçmak, kendi 
yapabildiğinin en iyisini göstermek için çabalar ama zamanla anne-babalar onları “eğiterek” 
çocuklarının bu tutkularını köreltirler. Kalile ve Dimne’ye ait bu hikáye yaptığımız yanlışları 
göstermesi açısından önemli. 

İki şahin severek evlenmişti. Arazinin en yüksek tepesine kurdular yuvalarını. Sonra bir yavruları oldu. 
Sürekli onu seyrediyorlardı. Yavru şahin çok hareketliydi. Kendine çok güveniyordu. Sınırları 
zorlamaktan çekinmiyordu. Yavru şahin bir an önce “büyük” bir şahin olmak istiyordu.
O, yükseklerde uçmak için doğmuştu. Olduğu yerde duramayanlardandı. 

Tüyleri çıktıkça, “Benim de anne-babamdan eksiğim yok” diye düşünüyordu: “Onların yaptığı her 
şeyi ben de yapabilirim!” Sık sık soruyordu: “Baba ben ne zaman uçacağım?”

“Boşlukta kanat açmadan uçup uçamayacağını bilemezsin” demişti bir kere babası dalgınlıkla. 
Bu söz aklına takıldı yavru şahinin. 

O da boşlukta kanat açarsa, kanatlarının anne-babasınınki kadar büyük olduğu ortaya çıkacaktı. 
Buna inanmıştı. Güveniyordu kendine.

Çaylaklar arasında bir şahin

O gün, her zamanki gibi anne-babası onu yuvada gizlemiş, karınlarını doyurmak ve ona yiyecek 
bulmak için yuvadan uzaklaşmışlardı. Onu sıkı sıkı tembihlemişlerdi: “Yuvada saklandığın yerden 
asla çıkma. Sakın ses çıkarma. Kanatlarını açıp kendini gösterme. Sakın uçmaya kalma, düşer ölürsün.” 

Oysa yapıl(a)mayacaklar listesi hiç de ona göre değildi! Sınırların ötesine uçmak, olamaz denileni 
denemek, kendi kanatlarına güvenmek onun “fabrika ayarlarında” vardı. 

Anne-babası onu gizlemek istiyordu ama o kendini göstermek istiyordu! O an içinden kabarıp
gelen bir gücün verdiği cesaretle, gizlendiği yerden çıktı. Şöyle sıkı bir gerindi, kanatlarını 
esnetti. Korkmuyordu, artık gizlenmeyecekti. Yuvanın kenarına gelip aşağı baktı. 
Dev bir uçurum görünüyordu. Gözünü kapattı, kanatlarını açtı…

Küçük şahin özgürlüğe uçtu ama maalesef kanatları hayalleri kadar güçlü değildi. Hava 
boşluğunda çırpınmaya başladı. Düşmeye başlayınca daha hızlı çırptı. Hayal gücü ayaklarını 
yerden kesmeye yetmişti ama kanat gücü onu hayallerine taşımaya yetmemişti. Anne-babasını 
çağırıyordu. Ama yoktular. Şu hayat ne ilginçtir. Hiç kimse kendi çabasıyla çıkmadığı yükseklikte, 
kendi çabasıyla kalamıyor. Bu, uçmak için doğan bir kuş olsa bile. 

Yavru şahin yere düşerken, ağaç yapraklarının arasına denk gelmişti. Yapraklar onu ellerinde
dolaştırırken, hem düşmenin şiddeti hafiflemiş, hem de tam o sırada yavrularına yiyecek 
aramak için dolaşan bir anne çaylak kuşu düşmekte olan yavrunun çıkardığı gürültüyü duymuştu. 

Anne çaylak gidip, yavru şahinin düşeceği yerde durdu, bekledi, tam düşeceği sırada düşenin
bir yavru olduğunu anlayıp, kanatlarını açarak onu kanatlarının üzerine aldı. Bir yırtıcı kuşun 
yavrusu kollarına düşmüştü. Onu öldürüp çocuklarıyla yiyebilirdi ama o farklı bir şey yaptı.
Onu da diğer çocuklarıyla beraber, onlardan ayırmadan büyütmeye karar verdi. O artık 
çaylaklar arasında yaşayan bir şahindi! Cesur şahin, artık “çaylak” şahindi. Yavru şahin
büyüdükçe, kendisinin kardeşlerinden farklı olduğunu düşünmeye başladı. Anne çaylak, 
ona gerçeği söylememişti, çünkü onu kaybetmekten korkuyordu. 

Sınırları zorlamak

Bir insanı sevdiği için onu sınırlamak, onu kaybetmemek için onun kendisini bulmasına engel olmak…
Kaç anne, baba, sevgili, karı, koca yapıyor bunu? 

İçinde bir huzursuzluk ve “ait olduğum yerde değilim!” diyen bir ses vardı. Bizim özgür ve özgün
ruhlu şahin kararından dönmedi ve yuvasından ayrıldı.

Kalile ve Dimne’ye göre hikáyenin sonunda, bir gün bizim şahin bir kral görür. Kral doğanıyla ava 
çıkmıştır. Bir kuşu yakalaması için doğanını serbest bırakır. Bizim şahin doğandan atik davranıp, 
ondan önce kuşu yakalar. Bunun üzerine kral himayesindeki şahinlerden birini ona gönderir, 
yeteneğini takdir ettiğini, gelip sarayında yaşaması için davet ettiğini söyler. Şahin daveti 
kabul eder ve saraylı şahin olur. Kral onu çok sever. Sarayın en gözde şahini olur. 

Her şey sınırlarını zorlamakla başlamıştır. Hayal ettiğinden fazlasını hayatında görmekle devam 
etmiştir. Kadim Hint öyküsü böyle biter. Çocuğunuzun limitleriyle ilgili daha fazla bilgi için kişisel 
gelişim uzmanı Mümin Sekman’ın “Limitsizsiniz” kitabını birlikte okumanızı öneririm. Biz Nehir’le 
birlikte okuduk bile… 

Nilüfer KAS

Yorumunuz için teşekkürler