Ağlama Anne

Ömrüm, müebbet bir yalnızlığa teslim olmuş gibi. Şimdi tüm satırlarım hayat’a dair. Kimse yok içimde yitikliğimden öte. Ne bir sevgiliye yazasım var, ne de sevgisizliğe…


Hayat işte, ilk yenilen ben değilim elbet…





Ah ne hayatlar ümidiyle 
Zamansız yollara 
İlk yenilen biz değildik elbet
Gün oldu dünyaya küstük.


Bir yelkovanın teline tutulmuştu ömrüm. Ne de çabuk ilerliyordu zamanın emanetçileri.

Daha dün değil miydi yüreğime yazıldığın? Ya da benim yazıldığım yüreğine. 

Ne vakit anı oldu ki anlar?

Susuyorsun… 

Ama benimkinden farklı. 

Benimki susuzluk, seninki sessizlik.

Susuyorum…

Ama seninkinden farklı.


Seninki sözden öte, benim derdimse sen.

Kime şikayet etmeli şimdi sensizliği? Nasıl eskir bu hayallerin kırıklığı?

Bak, yakalandım yine… Yüreğimin elleri kocaman kocaman damlalar akıtırken bedenime, sen ağlama sakın anne. Şarkılarda kalsın göz yaşların.

Ağlama anne benim için ağlama
Ben de herkes kadar aldım acılardan
Ağlama anne benim için ağlama
Ben de herkes kadar yandım.



Büyüdüm ve belki yükünü kaldırmakta güçlük çektim hayatın büyürken. Büyürken eskidi gülüşlerim, içimdeki çocuğun ipini kesmeye kalktı bildiğim, bilip de tanıyamadığım onlarcası. Kime emanet edilir ki o samimiyet? Yine tut beni anne. Susturulamasa da çığlıklar avuntularla, uyut… 

Sen ne olur çocukluğumu sakla
Tek kalan bu elimde avucumda
Ağlama anne benim için ağlama


İnandır su’suzluğa rağmen, sevmelere beni. Bir de sakla çocukluğumu gelecek günler için. Lazım olur belki?

Ne dersin, olur mu ki?

Susma anne, hele ki ağlayarak… Hele ki susuz… Susma.

Su’yuz.

Yorumunuz için teşekkürler