Ağıt nedir anlamı tanımı örnek Ağıtlar

Başta ölüm olmak üzere, yaşanılan acı olaylar sonrasında (hastalık, hasretlik, esaret, deprem, sel, yangın vb. felaketler) duygu ve düşünceleri dile getiren ürünlerdir. Ağıt­lar, insanların bir arada yaşamaya başladığı ilk dönemlerden İtibaren var olan sözlü ürünlerdir ve insanlığın ortak özellikle-rindendir. Ağıtlar halk şiiri türünde olup kafiye ve mısra düze­ni koşma ve destanlara benzer. Düzenli ve düzensiz söz ve ezgilerle ifade edilir. Ağıta İslamiyet öncesi Türk Edebiyatın­da “sagu”, Divan Edebiyatında “mersiye” denilmektedir.

Ağıt Örnekleri

AĞIT

Telgrafın direkleri sayılmaz

Böyle civan teneşire koyulmaz

Benim yavrum baygın düşmüş ayılmaz

Ne deyip de ağlayayım bugün ben

Mezarımı yol üstüne kazsınlar

Üzerine al yeşili koysunlar

Gelen geçen nâ-muratmış desinler

Ne deyip de ağlayayım bugün ben

Telgrafın direkleri dört olur

Sen ağlama yüreğime dert olur

Böyle yerler baykuşlara yar olur

Ne deyip de ağlayayım bugün ben

Doğu Anadolu yöresi

Can evimden vurdu felek neyleyim

Ben ağlarım çelik teller iniler

Ben almadım toprak aldı koynuna

Yarim diyen bülbül diller iniler

Gider oldum Avşar ili yoluna

Bakmam gayrı bu diyarın gülüne

Karaları taksın çapar koluna

Yağız atlı nice kollar iniler

Dertli dertli Çukurova yolunu tut adam olun

İç Anadolu yöresi

Aliihsan’ın Ağıdı

Gideceğim anamoğlu senin ardından,

Ben ölürüm yiğit edem derdinden,

Biriciktin kaldırdılar yurdundan,

Anamın oğluda bir tek gardaşım,

Ölesiye sana yanar ateşim

İhsan davar keser sağ eli kanlı,

Ne bir dayı varda ne de bir emmi,

Kasaplar içinde gül edem ünlü,

Anamın oğluda gurban oluyum,

Gül gardaşım ben yoluna ölüyüm

Kelep kelep gül edemin kekili,

Anası gızından alır akılı,

İç cepleri burcu burcu kokulu,

Anamın oğlu da gurban oluyum,

Gül gardaşım ben yerine ölüyüm

Saçlarını taramışlar tel gibi,

Gardaşı yok emmisi yok el gibi,

35 yaşında gonca gül gibi,

Babamın oğlu da gurban olurum,

Kalk gardaşım ben yerine ölürüm

Salhane’den gelir sırtı ceketli,

Pazara giderdi eli sepetli,

Gardaşa yananın kalmıyor aklı,

Babamın oğlu da öldürdü beni,

Gülleri açarken soldurdu beni

Gelmedi diyerek bana darılmış,

Helâllaşmış bacısına sarılmış,

Yaz gelirken beş guzudan ayrılmış,

Geliyor bayramlar ışıyın vakti,

Soğudu mu gül gardaşım bağrıyın tahtı

Hacı Bey Ağıtı:

Ayvalıktan indim yayan

Dayan hey dizlerim dayan

Ödemişten gelin geldi

Uyan Hacı Beyim uyan

Evlerinin önü kavak

Kavaktan dökülür yaprak

Uyan Hacı Beyim uyan

Elim kına, başım duvak

Az giderim, uz giderim

Dere tepe düz giderim

Uyan Hacı Beyim uyan

Gelin geldim kız giderim

Odasında yanar ışık

Sofrasında gümüş kaşık

Atlayupta geçemedim

Ar ettim kaçamadım

Hizarına hizarına

Kuşlar konmuş mezarına

Hacı Beyin kır atını

Çekin sultan pazarına

Anam ağlar başın diye

Gelin ağlar aşım diye

Küçük kızlar pek ağlıyor

Meclisi güzel kardeşim diye

Viran Erzincan

Sana dedik cansın can,

Enkaz altında nice taze kan,

Sızlar yara akar, damarda kan,

Viran oldu o güzel canım Erzincan

Gözümde yaşlar oluk, oluk,

Döküldü sokağa hep çoluk, çocuk

Çığlıklar acı, hava çok soğuk,

Titreme dik dur koca Erzincan

Bakardım dörtyola mutlu, gururlu,

Nerdesin Selimoğlu, Vakıflar, Urartu

Burası çiçekler, meyveler, güzeller yurdu,

Bahçede güllerin soldu Erzincan

Fırat hüzünlü, bülbüller suskun,

On üç Mart doksanikide kırıldı çarkın

Sendeleyen sarhoştan kalmadı farkın,

Deli olma kendine gel gülüm Erzincan

Kiminin geliyor boğuk sesleri,

Boşlukta titriyor güzel elleri,

Ezilmiş başları, kırık belleri,

Cani olamazsın vefa Erzincan

Sana can dedik, can alamazsın,

Bize hep böyle küs kalamazsın

Umarız bir daha hiç sallanmazsın,

Baharın güz oldu viran Erzincan

Kar üstünde ateş yanmaz mı sandın

Bu günlerde ben işte bunu anladım

Allah’ıma dua edip çok yalvardım,

Tanrı aşkına bizi koru Erzincan

Bu memleket geniş, dar sanmazdık,

Koca dairelere hiç sığmazdık

Düşman yapsa asla aldırmazdık,

Bir çadıra mahkum ettin Erzincan

Ayrıldık dostlardan bağrımız yanar,

Kalbimiz hüzünlü, yürekler kan ağlar

Durdurun bu göçü ağlar, beyler,

Kovma diyarından bizi Erzincan

Kırkbini verdik karnın doymadı,

Seksen üçte fidyeye asla kanmadı

Bu İlkbaharda bize hiç acımadı,

Yüzlerce canı rehin aldı Erzincan

Bu topraklar hasta, içten inliyor,

Kulaklar pür dikkat nabzın dinliyor

Zamanla ne olacak kimse bilmiyor,

Kadersiz, güvensiz kalan Erzincan

Dertli Kemal söyler, söyler ağlarım,

Güzel canlara ateş olur yanarım

Elbet açar gazel döken bağlarım,

Olmadı baharın mutlu Erzincan,

Kara bayramların kutlu Erzincan

Ağıt – Doğu Anadolu yöresi

Can evimden vurdu felek neyleyim

Ben ağlarım çelik teller iniler

Ben almadım toprak aldı koynuna

Yarim diyen bülbül diller iniler

Gider oldum Avşar ili yoluna

Bakmam gayrı bu diyarın gülüne

Karaları taksın çapar koluna

Yağız atlı nice kollar iniler

Varayım da mezarına varayım

Yürü bre Dadaloğlu’m yürü git

Baş ucunda el kavşurup durayım

Dertli dertli Çukurova yolunu tut

Dadaloğlu

Yorumunuz için teşekkürler