Mâni sözcüğünün “mana” kelimesinden türediği görüşleri vardır. Maniler dört dizeden oluşan, genellikle yedili hece ölçüsünde, aaxa şeklinde kafiyeli manzum bir edebiyat türü­dür. Ülkemizin bir çok yöresinde, eğlence günlerinde, dü­ğünlerde, bayram vb. anlarda hemen bir mani söylenir. Da­ha önceden öğrendiği, bir kültürel miras olarak koruduğu bu mâni, hemen herkes tarafından kolayca anlaşılır. Dili sade ve akıcıdır; içinde halkın anlamayacağı yabancı kökenli kelime­ler yoktur. Manilerde üçüncü dizenin uyak bakımından ba­ğımsız olması mani yakıcıya kolaylık sağlar. İlk iki dize giriş ni­teliğindedir. Dörtlüğün anlam yükünü üçüncü ve dördüncü mısralar taşır. En güzel maniler ilk dizesiyle son dizesi arasın­da gizli bir mana kurabilen mânilerdir. Böylece iç dünya ile dış âlem kaynaştırılabilir.

Mani Örnekleri

Bostanlarda fasulye

Anam gitti gezmeye

Ben anamdan örendim

İnce boncuk çizmeye

Koyunum var karaman

Gaybolursa araman

Ben bir reçber kızıyım

Şehirliye yaraman

Dere boyu gidelim

Koyun kuzu güdelim

Sennen beni görmüşler

İnkâr bayrım edelim

Ak koyun kuzusuna

Gün tutmuş postusuna

Ne desen de ağlasam

Arnımın yazısına

Tren gelir öterek

Kömürünü dökerek

Ben anamdan ayrıldım

Gözüm yaşım dökerek

Tut yedim duttu beni

Yârim unuttu beni

Yarı yola varmadan

Hıçkırık tuttu beni

Ak tavuk aldın mı?

Kümese koymadın mı?

Kör olası gaynana

Sen gelin olmadın mı?

Kapelesi ketenden

Yârim indi trenden

Boynuna sarılayım

Gülünü incelmeden

Kayalar yarılmasın

Yar bana darılmasın

Yar bana darılıp da

Ellere sarılması

Çaya inesim geldi

Şeker yiyesim geldi

Ala gözlü ablamı

Gene göresim geldi

Su içtim kana kana,

Sular akar yana yana,

Yüzün bir gün görmedim,

Bilmem gidem ne yana.

Merdiven indirdiler,

Atlara bindirdiler,

Kızım seni kahır eline gönderdiler,

Ağlar silinir silinir ağlar.

Gelin geldi evimize,

Şenlik kurdu köyümüze,

Hoş geldin allı gelin,

Sefa geldin pullu gelin.

Baban carsıya vardı mı?

Alını yeşilini aldı mı?

Suda kızıma dedi mi?

Haydı kızım kutlu olsun.

Haydı kızım kınan kutlu olsun,

Burada dilin tatlı olsun.

Çağırın gelin kızın anasını

Kızı gelin oldu görsün.

Allah muradını verdi bugün,

Anasını kızsız koyan

Evlerini ıssız koyan,

Testisini susuz koyan.

Kahve doktum kuruna,

El vurmayın durula,

Yârime yar diyeni,

Sol göğsünden vurula.

Bayburt’a giden yollar

Uzadıkça uzarlar,

Geçme bizim kapıdan

Eller bana kızarlar.

Maşrapanın kalayı,

Kızlar çeker halayı,

Allah için söyleyin,

Var mı askın kolayı.

Suya bulgur ezerim,

Hem ezer hem süzerim,

Ben yarımın derdinden

Deli olmuş gezerim.

Hey hızara hızara

Dalda elma gızara

Beni sana vermizler

Başka yerden giz ara

Gayadan öküz bakar

Öküzün arnı sakar

Delikanlı dururken

Sakallıya kim bakar

Mendil aldım onbeşe

Onu serdim güneşe

Gitti yârim gelmedi

Beni aldı telaşe

Dağdan kestim kereste

Kuş besledim kafeste

Yârin hasta dediler

Yetiştim son nefeste

Karşıda ala inek

Tüyleri benek benek

Hiç boğazımdan geçmiyor

Yarsız yediğim yemek

Kuş kafese girmiyor

Buna aklım ermiyor

Hiç boşuna ah çekme

Annem beni vermiyor

Evleri sarı boya

Gel yarim doya doya

İç vereme tutuldum

Gamıma koya koya

Armut dalda bir iki

Saydım baktım on iki

On ikinin içinde

Gök yazmalı benimki

İnce yazma düreyim

Aç koynunu gireyim

Uyan uyan sar beni

Yar olduğunu bileyim

Tavanlarda tencere

El vurmadım incire

Gavur babam duymasın

Çeker beni zencire