Brokoli Gıda mı Şifa mı?

Dr. Musa SARAÇOĞLU

Beyaz lâhana, karnabahar ve Brüksel lâhanası gibi sebzelerin de içerisinde yer aldığı “Cruciferae” ailesinin bir üyesi olan brokoli “Brassica oleracea var italica”, son yıllarda tıbbî araştırmalara konu olması ve çeşitli hastalıkların tedavisi ve önlenmesinde rol oynadığının gösterilmesi sebebiyle adından sıkça bahsettiren bir bitkidir. Bilhassa İtalya ve Fransa gibi Kuzey Akdeniz ülkelerinde yetiştirilir. Amerika Birleşik Devletleri’nde brokoli tüketiminin son 25 yıl içerisinde % 940 oranında arttığı bildirilmektedir. Ülkemizde ise, son yıllarda tanınmaya başlanmış olup üretim ve tüketimi giderek artmaktadır. İnsan sağlığına olan katkıları anlaşıldıkça brokoliye olan talebin daha da artması beklenmektedir.

Daha çok ılıman iklimlerde yetişen brokoli, ülkemizde en fazla Ege Bölgesi’nde yetiştirilmekte olup hasadı Ekim–Nisan ayları arasında yapılmaktadır. Bir yılda üç–dört defaya kadar ürün verir. Tarım Bakanlığı istatistiklerine göre yıllık 5 tonluk üretimi ile ülkemizde en az üretilen bitkilerden birisidir.

Şimdi brokoli bünyesinde bulunan maddelere ve bunların insan vücudundaki görevlerine göz atalım.

Glukozinolatlar: Bitki hücresinin vakuol denilen bölümlerinde bulunan bu maddeler hücre içerisindeki mirozinaz enzimi ile etkileşerek içerisinde indoller ve izotiyosiyanatların bulunduğu bir grup maddeye dönüşürler. Glukozinolatların özellikle karaciğer kanserinin gelişmesine engel olduğu bildirilmektedir.

İndoller: Bitkisel hormonlardır. İnsan vücudunda hormon dengesinin düzenlenmesinde rol oynayabilmektedirler. Özellikle tümör oluşumunda rol oynayan bir çeşit östrojen hormonunun oluşumuna engel olmaktadırlar. Bu grup içerisinden tesirleri incelenen indol–3–karbinol maddesinin özellikle meme kanserinin oluşmasını engellediği ileri sürülmektedir.

Sülforafen: Bağışıklık sistemi üzerinde tesirleri olan bir maddedir. Çimlendirilmiş brokoli tohumlarında brokoli sebzesine göre 50 kat daha fazla bulunmaktadır. En önemli özelliklerinden birisi vücutta kanser ile savaşan enzimlerin yapımını artırmasıdır.

C vitamini: Brokoli yüksek oranda C vitamini ihtiva eden bir bitkidir. C vitaminin vücuttaki önemli görevleri arasında bağışıklık sistemini güçlendirmesi, oksidasyondan koruması, kolesterol düzeyini kontrol etmesi, demir emilimini artırması, bağ dokusunu güçlendirmesi, çeşitli hastalıkların iyileşmesini hızlandırması sayılabilir.

Beta–karoten: Brokoli bünyesinde bol bulunan maddelerden birisi olan beta–karoten; bağışıklık sistemini güçlü tutar, üreme fonksiyonu, doğurganlık ve emzirme üzerine tesirleri vardır, protein sentezi için gereklidir, bazı kanserlerin oluşumunu engelleyebilmektedir, göz sağlığının düzenlenmesinde rol almaktadır, kemik oluşumu ve büyümesi için gereklidir ve oksidasyonun zararlı tesirlerinden korumaktadır.

Selenyum: Glutatyon peroksidaz denilen bir enzimin yapısına girer. Çok güçlü bir antioksidandır. Hücre duvarını ve kırmızı kan hücrelerini oksidasyonun vereceği zararlardan korur. Bağışıklık sistemini güçlendirir.

Ditiyoltiyonlar: Karnabaharımsı bitkilerde bulunan ve kanserin oluşumunun engellenmesinde rol aldığı düşünülen maddelerden birisidir.

Karotenoidler: A vitamini ile ilgili bir grup maddedir. Bu grubun en tanınmış üyesi beta–karotendir.

Quersetin: Antioksidan özellikli bir biyoflavonoiddir. Kansere yol açan çeşitli maddeleri engelleyici bir özelliği vardır. İnsan vücudundaki bazı tümörlerde apopitozis denilen programlanmış hücre ölümünü uyardığı gösterilmiştir.

Lutein: Beta karotene benzer bir maddedir. Yeşil yapraklı bitkilerde bulunur ve antioksidan tesir gösterir. Özellikle mavi, yeşil ve ela gözlü insanlarda gözü güneşin zararlı tesirlerinden korur.

E vitamini: Güçlü bir antioksidandır. Kolesterolün zararlı tesirlerinden kalbi korur. Doğal olarak kanı sulandırıcı tesirleri vardır.

Brokolinin özel selülozik yapısı: Brokolinin kendine özgü bir lif yapısı vardır. Bu yapı bağırsaklardaki zehirli maddeleri ve ağır metalleri uzaklaştırarak koruyucu tesir gösterir.

Brokolinin beslenme açısından iyi bir besin olduğu ve sofralarımızdan eksik edilmemesi gerektiği aşikâr bir durumdur. Ancak hastalıkların önlenmesi ve tedavisi için kullanılması konusunda başlıca iki yaklaşım söz konusudur.

Birinci yaklaşım Prof. Dr. İ. Adnan Saraçoğlu tarafından önerilen doğal kullanım şeklidir. Bu araştırmacı brokolinin basit bir yöntemle günlük olarak hazırlanan kullanım şeklini önermektedir. Hastalıklardan koruyucu ve tedavi edici tesirinin en üst düzeyde olması için brokolinin taze ve bütün olarak kullanılmasını önermektedir. Brokoliden elde edilecek maddelerin ilâç hâline getirilmesine ve bir ticarî meta hâline dönüştürülmesine karşı çıkmaktadır. Özellikle iyi huylu prostat büyümesi ve prostat iltihabına karşı önerdiği kullanım şekli internetteki kişisel web sayfasından öğrenilebilir.

İkinci yaklaşım şekli ise özellikle Prof. Dr. P. Talalay tarafından önerilmekte olan aktif madde kullanımıdır. Bu kullanım şekli brokoli içerisindeki aktif maddelerin ayrıştırılmasına, bunların sentetik yollardan çok miktarda üretilmesini ve ilâç şekline getirilerek piyasaya sürülmesini öngörmektedir.

Bu iki kullanım şeklinin de avantajları ve dezavantajları zamanla daha da belirginleşecektir. Biz şimdi de brokoli ile yapılmış çok sayıda deney ve klinik çalışmasına göz atalım.

ABD Tarım Bakanlığı Tarım Araştırmaları Servisi’nden J. W. Finley ve arkadaşları brokoli ile ilgili olarak bir seri araştırma yapmışlardır. Yayınladıkları ilk iki makalede farelerde brokolinin kalın bağırsak kanserinin oluşumuna karşı engelleyici bir tesir gösterdiğini bildirmişlerdir. Ayrıca meme kanseri oluşumunu engelleyebileceği konusunda ipuçları elde etmişlerdir. Bu tesirin brokolideki yüksek selenyum miktarına bağlı olabileceğini düşünerek yaptıkları başka bir çalışmada, tuz şeklinde alınan selenyum ile brokoli yapısındaki selenyumun tesirini karşılaştırmışlardır. Bu çalışma sonucunda da tuz şeklinde alınan selenyumun bağırsaklardan hızla emilip hızlı bir şekilde idrara geçtiğini; brokoli yapısındaki selenyumun ise çok az emilerek brokoli lifleri içerisinde kalarak kalın bağırsaklara kadar ilerlediğini gözlemişlerdir. Bu gözlemlerine dayanarak brokoli yapısındaki yüksek selenyum oranlarının kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu tesir gösterdiğini ileri sürmüşlerdir.

ABD’deki Johns Hopkins Üniversitesi’nde P. Talalay ve ekibi uzun yıllardan beri brokoli üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Bu ekip brokolinin kanser önleyici tesirinin brokolideki sulforafen denilen maddelere bağlı olduğunu düşünmektedir. Bu maddelerin çimlendirilmiş brokoli filizlerinde çok yüksek oranda bulunmaları nedeniyle çalışmalarında çoğunlukla bu filizlerden hazırladıkları tabletleri kullanmışlardır. Fareler üzerinde yaptıkları çalışmalarda brokolinin başta meme ve kalın bağırsak kanseri olmak üzere çeşitli kanserlerin oluşumunu önleyici tesire sahip olduğunu göstermişlerdir. Brokolinin kimyevî yapısını detaylı bir şekilde incelemişler ve ayrıca sağlıklı gönüllüler üzerindeki tesirlerini de araştırmışlardır. Bu çalışmaları ile hastalar üzerinde yapılabilecek çalışmalara ışık tutacak bilgiler sağlamışlardır.

Danimarka’daki Roskilde Üniversitesi’nden O. Vang ve ekibi brokolinin fareler üzerindeki tesirlerini inceleyerek özellikle hangi maddenin tesirli olduğunu anlamaya yönelik araştırmalar yapmışlardır Brokolinin değişik hazırlanış ve kullanım şekillerinin farklı tesirler gösterdiğine dikkat çekmişlerdir.

Brokolinin insanlar üzerindeki kullanımı ile ilgili ilk önemli çalışmalardan birisi Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılmıştır. Bu çalışmada endoskopik incelemelerinde kalın bağırsak polibi (iyi huylu tümör) bulunan 459 hasta ve 507 sağlıklı kişi incelenmiştir. Hasta ve sağlıklıların bir kısmına brokoli verilirken bir kısmı hiçbir şekilde brokoli tüketmemiştir. Brokoli kullanan kişilerde kalın bağırsak kanseri gelişme oranı brokoli kullanmayanlara göre anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur.

Almanya, Belçika, İtalya ve İngiltere gibi ülkelerde de brokoli ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmakta ve sonuçları yayınlanmaktadır. Genel olarak brokolinin faydası üzerinde fikir birliği vardır. Ancak hangi kullanım şeklinin daha faydalı olacağı ve hangi mekanizmalarla vücutta tesir gösterdiğini açıklayabilmek için daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.

Brokolinin bizi en çok ilgilendiren yönü iyi bir gıda olmasıdır. Tarım Bakanlığı ihtiyaç fazlası ürün veren fındık, tütün ve şeker pancarı alanlarında sınırlandırmaya gidilmesini ve bu ürünlere alternatif ürünlerin ekiminin yapılmasını tavsiye etmektedir. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi tütün alanlarında alternatif ürün olarak brokoli tarımı yapılması konusunda bir çalışma yapmıştır. Eşme İlçesi’nde gerçekleştirilen bu çalışma brokoli tarımının çok kârlı bir alternatif olduğunu göstermiştir. Öyle görülüyor ki yıllardır insanları zehirleyerek çeşitli hastalıklara yol açan tütün gibi zararlı bir bitkinin yetiştirilme alanları bu kez de insanlığın faydası için çok çeşitli özellikler gösteren brokoli ile tanışacaktır.