Günlük Hayatta Küfler

Kemal YİĞİT

Boşuna yaratılan hiçbir parçası bulunmayan şu alemin hadiselerinden aldığımız derse göre,çok ciddi kanunların önümüze sergilendiğini fark ediyoruz.İhmalleri affetmeyen fıtri prensipler bizi çok mükemmel işleyen bir mekanizma ile karşı karşıya getiriyor.Faydalı yönleriyle ve gafletimize şiddetli bir ceza olmaları itibariyle,dikkatleri üzerlerine çeken küfleri de,bu ahenkli fakat şiddetli nizamın bir parçası olarak ele almamız gerekiyor.

Mantarların büyük bir kısmını meydana getiren küflerin 100.000 türü vardır. Küf mantarları hif adı verilen hortum şeklindeki ipliklerden yapılmışlardır. Kalınlıkları milimetrenin yüzde biri kadar olup insan saçıyla kıyaslandığında; saç buna göre on defa kalındır. Küf mantarları çok geniş olarak dallanmış bir ağ oluşturacak şekilde çoğalırlar. Küflü yiyecek maddelerinin üstünde görülen kadifemsi küf insan saçıyla kıyaslandığında; saç buna göre on defa kalındır. Küf mantarları çok geniş olarak dallanmış bir ağ oluşturacak şekilde çoğalırlar. Küflü yiyecek maddelerinin üstünde görülen kadifemsi küf yeşili bu ağın rengidir. Yeşil rengi konidium denilen spor keseleri meydana getirir. Tüy gibi hafif olan spor keseleri çok az bir hava akımında dahi havalanıp yüzlerce kilometre yol alabilirler. Çok fazla küflenmiş besinlere veya eşyaya temas edildiğinde sporlar yeşil toz bulutları halinde yükselip çevreye dağılırlar. Küf sporları; her yerde bulunabilme imkânlarına rağmen Yaratıcı’nın kurduğu ve işlettirdiği hassas denge sayesinde çevremiz tamamen küflenmemişdir.

Olgun meyveler Yaratıcı’nın yapılarına yerleştirdiği büyük hava delikleri sayesinde zehirli maddelerin, meyvenin iç kısmına nüfuzunu engeller. Bundan dolayı küflü elmaların küflü kısımları kesilip atıldıktan sonra yenilebilir.

Çoğalmaları için karbon; oksijen ve yeterli miktarda suya (neme) ihtiyaç duyarlar. Bu sebebden gevrek ve ekmek gibi kuru yiyecek maddelerinde veya unda yaşayamazlar. Ancak bunları nemli bir yere koyduğumuzda küflerin burada oluştuklarını görebiliriz. Buzdolabındaki yiyeceklerin zaman zaman küflenmeleri; küf mantarlarının soğuktan müteessir olmadıklarına güzel bir misaldir.

Umumiyetle bozulmuş yiyecek maddelerinin satıhlarında yaşarlar. Küf mantarlarının muhtelif lezzetlerde peynir üretiminde kullanılan çeşitleri olduğu gibi; karaciğer tahribatına ve zehirlenmelere yol açan madde üretenleri de vardır.

Ekmeğin içyapısındaki hava delikleri zehirli maddelerin yayılmasını önlediğinden ekmeğin küflü kısımları atılıp yenebilir.

Şeftalilerde küf içten gelir ve daha şeftali çiçek safhasında iken meydana gelen tohumun içine yerleşir.

1961 yıllarında İngiltere’de 100.000 üzerinde gurk tavuğu küflenmiş yer fıstığı yedikleri için ölmüşlerdir. Ölümlerinin sebebi olan Aspergıllus flauus denen küf mantarı; Aflatoxın olarak bilinen kanser yapıcı maddeyi sentezler. 100.000 küf mantarı çeşidinden 120 taneşi zehirli madde üreten çeşitlerinin bu kadar az olmasına rağmen; insan sağlığını tehdit eden husus; zehir üretip üretemediklerinin gözle görülememesidir. Zehirli madde üreten küf mantarları bu maddeleri ancak uygun çevre şartlarında sentezlediklerinden her küflü yiyeceği atmak da doğru değildir. Bu mevzudaki sağlık prensibi şudur. “Kendisi veya hammaddesi küflenmiş olan mallara bozuk nazarıyla bakılır. Dolayısıyla imha edilmelidir.”

Binbir çeşit peynir yememizi sağlayan peynirlerdeki beyaz ve mavi küfler ise zararsızdırlar.

Meyve kabuğunun zedelenmesi neticesinde küf mantarları teşekkül eder. Kabuk üzerinde çıplak gözle fark edilmeyen en ince çatlak ve yarıklar küf teşekkülü için yeterlidir. Bu çatlakçıklar yardımıyla mantar lifleri meyvenin iç kısmına kadar nüfuz edebilir. Hasat edilmiş meyvelerin küflenmelerini ve çürümelerini önlemek için çok itinalı muamele edilmeli ve kabukları zedelenmemelidir. Şeftaliler ve kayısılarda mantar hastalığı daha çiçek döneminde iken oluşabilir. Bu durumda küf mantarları çiçekdeki tohumların içine yer1eşir.

Penicillium expenum adlı küf mantarı tohumları; çekirdekli meyveleri; domatesleri ve bazı sebzeleri önce yumuşatır; sonra çürümeye mahkum eder. Fusarium cinsi de tahıllarda; patateslerde gelişip çürümelerine sebeb olur. Patateslerde; zehirli maddeler daha derin kısımlara nüfuz edemediğinden itinalı şekilde soyulup yaralı kısımlarının küflerin hastalık yapıcı tesiri önlenmesi için atılması yeterlidir. Sulu şeftalilerde olgun armut ve domateslerde ise durum değişiktir. Bu meyvelerin çürümüş kısımlarının kesilip atılması küf mantarı zehirlerinden korunabileceğimiz anlamına gelmez. Çünkü mantarın ürettiği zehirli maddeler suda çok iyi eridiklerinden kolayca meyvenin etli kısmına nüfuz edebilirler. Olgun elmalar ise Yaratıcı’nın yapılarına yerleştirdiği büyük hava delikleri sayesinde zehirli maddelerin; meyvenin iç kısmına nüfuzunu engellerler. Bundan dolayı küflü elmaların küflü kısımları kesilip atıldıktan sonra yenilebilir. Ekmeğin iç yapısındaki hava delikleri de zehirli maddelerin yayılmasını önlediğinden ekmeğin küflü kısımları atılıp yenilebilir. Bütün bu bilgilerin ışığı altında; hepimizin umumiyetle zararlı olduğunu zannettiğimiz bu varlıkların; araştırmalar neticesinde hepsinin öyle olmadığını; bilhassa bazılarında pekçok faydanın gözetildiğini ortaya koymaktadır.